İYİ GECELER GERİLLAM
Şimdi sevgi yıldızları birer birer göz kırpıyor. Karanlık gecede yıldızlar gökyüzünden bizi özgürce seyrediyor.
Biz de yeryüzünden onları heyecanla seyrediyoruz. İnsan etkilenirse bu seyir uzun sürebilir. Ben yıldızların etkisinde hep kalır ve onları uzun uzun, dikkatle seyrederim. Gökyüzünde yıldızlar çoğu kez kayar. Bundan çok korkuyorum. Korkum, bir gün gökyüzünde tek bir yıldızın bile kalmaması ve artık onlara hayranlıkla, sevgiyle bakamamaktır. Yıldızın benim için anlamı çok başkadır. Yıldızları seyrettiğimde, şehit düşen bütün yoldaşlarımın orada, bir arada olduğunu ve bize göz kırptığını hissederim. Yıldızlara ne zaman baksam düşünürüm. Düşündükçe, çocukluk hayallerime ihanet etmemiş olmam ne iyi, derim. Gelip kutsal toprağımın çocuğu olmam ne iyi. Gelip sizin yoldaşınız ve yol arkadaşınız olmam ne iyi. Bir kasım gecesinde, Xerzan gibi bir yerde bu cümleleri yan yana getirirken yüreğimde çok farklı bir duygu oluşuyor. Yüreğimdeki bu duyguyu iyi tanıyorum; sonuna kadar kararlı ve sonuna kadar APOCU heyecanla doludur.
Şimdi Xerzan sonbaharı kendisini zorlu bir kışa hazırlıyor. Soğuk, kar ve zorluk ne kadar çok olursa olsun sorun değil. Çünkü Xerzan'daki yoldaşlığımıza yüklenen anlam çok farklıdır. Xerzan anlamını bizim yoldaşlığımızdan alır. Sîser Dağı'ndan Kember'in yamaçlarına, Şêx Cuma'dan Kûris'e kadar bütün bu dağlar ve ovalar yoldaşlığımızın tanığıdır. Gerçekten de gerillanın bulunduğu yerde ne kadar güçlük ve zorluk olursa olsun sorun olmadığı söylenebilir. Gerçek şu ki APOCU gerilla daima en ön cephede ve en zorlu yerde yaşamak ve mücadele etmek ister. Bu dağlara gelip gerilla saflarına katılalı şimdi üç yıl oldu. Onlarca yoldaş tanıdım ve onlarca yoldaşla birlikte yaşadım. Şimdi de Şehit Berçem CÎLO kampında onlarca yoldaşla bir aradayız. Hepimiz büyük bir heyecan, moral ve kararlılıkla kendimizi bahara hazırlıyoruz. Xerzan, beyaz karla süslenmek için kışı heyecanla bekliyor. Biz de kendimizi bahara hazırlıyor ve baharı bekliyoruz. Biz baharı ne kadar heyecan, umut ve kararlılıkla bekliyorsak düşman da bahara kalan günleri o kadar korkuyla sayıyor. Düşman baharın gelmesini istemiyor. Çünkü bahar geldiğinde Kurdistan'da rahat adım atamıyor. Hep korkuyor ve çareyi daima vahşette görüyor. Bu gece geç sonbaharın soğuk bir gecesidir. Bu gece, müjdesi bahar olan Xerzan gecelerinden biridir. Böyle bir gecede, yüreğimdeki bütün gerillalara iyi geceler.
HAKİKAT…
Hakikat; içinde mücadeleyi, arayışı ve kendini tanımayı ören sonsuz bir yaşam tarzıdır. Hakikat yolculuğunda geri çekilmek ya da durmak kabul edilmez. Çünkü yaşamın her anı, içinde ne kadar anlam taşırsa o kadar hakikatin bir parçası olur. Biz yaşamımızı hakikatin akışı olarak tanımlarız. Çünkü hakikat; yaşamın felsefesi, özlemi, duruşu ve bağlılığıdır. Çünkü hakikat, Başkan APO'nun gerçekliğidir. Hakikat ile doğa bir denge içinde birlikte akar. Şêx Cuma vadisinde, Sîser'de, Kember'de, Kûris'te, Tetwan'daki Sîneger'de ve Xîzan'daki Heşter, Qerzeyel ve Belejor dağlarında yaşadığımız anılar gerçek hakikatin bir parçasıdır.
Dünyadaki en güzel yaşam PKK içinde yaşanır. PKK, dünyada benzeri bulunmayan bir örgüttür. Çünkü PKK, Heqî'nin, Kemal'in ve Saraya'nın partisidir. Aynı şekilde Berîtan'ın, Egîd'in ve Zîlan'ın partisidir. Özgürlük için direnirsin, savaşır ve mücadele edersin; bunları gerçekleştirdikçe güzelleşir, özgürlüğe o kadar yaklaşırsın. PKK içinde insanları birbirine bağlayan bir başka şey de PKK yoldaşlığıdır. PKK yoldaşlığı uzaktan yaşanmaz. İnsanın onun içinde anbean, dolu dolu yaşaması gerekir. Çünkü o yaşam sonuna kadar anlam ve sonuna kadar sevgidir. Sevgi, yüreğin ve zihnin bağlılığıdır. Şehit düşen bütün yoldaşlarımız sonuna kadar sevgiyle yaşadı. Hakikatin bir parçası olabilmek için doğru yaşamayı ve doğru mücadele etmeyi her zaman esas aldılar. İnsan bu yaşamı canıgönülden kucaklarsa, Başkan APO'yu her an yaşarsa ve şehitleri daima yaşatırsa, o zaman bu yaşamı iyi anlar ve onun bir parçası olur. Bu nedenle, ‘ölüme kadar değil, özgürlüğe ve zafere kadar savaşmak en büyük sevgidir.’
SÎSER DAĞI YAŞAMIN YÜZÜNDEKİ GÜLÜŞTÜR
Katılıp Şêx Cuma'ya geldiğim ilk gün, gözümün önüne çıkan en görkemli şey Sîser Dağı'ydı. Kember Dağı'nın yamaçlarından Sîser'e bakınca insan, keşke bir şahin olsaydım da özgür göklerde heyecanla kanatlarımı açsaydım, diyor. Bir şahin olsaydım, Kûris Dağı'ndan Kember'in zirvesine, Kember'in zirvesinden Sîser'in zirvesine kadar durmadan kanat açıp uçardım. Yalnızca bir kez dururdum; o da Kember Dağı ile Kûris Dağı'nı birbirinden ayıran suyun üzerinde olurdu. O gün yüreğimdeki heyecan Sîser Dağı kadar yüksekti. O gün yüreğimi dolduran duyguları sözcüklerle hiçbir zaman anlatamam. Ne kadar yazarsam yazayım eksik kalacağını ve kendi anlamını bulamayacağını biliyorum. Bu nedenle insan o anı yalnızca yaşayarak anlamlı kılabilir, onu ancak yaşadığında tanımlayabilir. Yoldaşları ilk kez görüp kucakladığım o ilk duygu, gerilla kıyafetini ilk kez giydiğimde hissettiğim o ilk duygu ve insanın heyecandan uyuyamadığı o ilk gece zihnimden hiç çıkmayacak. Kaç yıl, kaç zaman ve mevsim geçerse geçsin, o heyecan ve o duygular her zaman yeniden yaşanacak.
Çoğu kez düşünür ve her düşündüğümde sonuçlar çıkarırım. Acaba Önder APO ve PKK olmasaydı ne olurdu? İnsan bunu düşündüğünde daha fazla sonuç çıkarabilir. Tarihe bakılırsa halkımızın çektiği acı ve eziyetler bu sorunun yanıtını verebilir. Önder APO olmasaydı ve PKK'yi yaratmasaydı, o zaman hiç kimse Kürtlükten söz edemezdi. Yine Önder APO olmasaydı, bugün bu dağlarda kendi özgür kimliğimle yaşayamazdım.
APOCU bir üye, PKK hareketinin bir üyesi olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. Aynı şekilde yüzlerce yoldaşla yaşadığım ve onların yol arkadaşı olduğum için de kendimi çok şanslı hissediyorum. Dünyaya bir kez daha gelsem, kesinlikle yüzümü yine dağlara döner ve yeniden hakikatin bir arayıcısı olurdum. Dağlardan kopmam mümkün değil; APOCU hareketin bir kez daha üyesi olmamam da mümkün değil. İlk günün bu heyecanıyla bütün yoldaşlarıma başarılar diliyorum.
