HPG

Kurdistan Halk Savunma Güçleri

Dil İnsanlığın Yaşamıdır

Kendi diliyle zengin olan en kadim halklardan biri Kürt halkıdır. Yasaklandığı için dengbêjlik, hikâye ve yazı tarzıyla, aynı zamanda Kürt halkının en eski kültürleri olan bu yollarla dillerini korumak ve süslemek zorunda kalmışlardır. Birçok lehçeye ve anlam yüklü eski kelimelere sahip bir dildir. Bugün de kullanılan birçok kelimenin binlerce yıllık tarihi vardır ve çok derin anlamlar taşır. O kadar zengindir ki bazen bir şey için üç dört kelime kullanılır. Birçok başka dilin tersine, kadim ve köklü bir temele sahiptir. İlk dil olmayabilir, fakat insanlığın kullandığı ilk dillerden biri Kürtçedir.

Edebiyat Ve Acı

Kürt bilginlerinin ve şairlerinin elindeki edebiyat hançerleri bütün hançerlerden daha keskin ve daha güçlüdür. Çünkü yazdıkları ve söyledikleri her şeyin acısını yüreklerinde yaşamışlardır. Kısacası insan, onların acılarını altın sesleri ve ezgileriyle dile getirdiklerini söyleyebilir. Ehmedê Xanî, Melayê Cizîrî, Seydayê Tîrêj, Baba Tahirê Uryan, Pîremerd, Ebdullah Pêşew ve adını anmadığımız yüzlerce şahsiyet, kalemleriyle bu halkın çocukları için güç kaynağı oldular. Fakat ne yazık ki bu dil hiçbir zaman resmi bir dil olmadı ve daima bazı başka milletlerin, yani başka dillerin gölgesinde kaldı. Bunun için yıllarca mücadele yürütüldü. Ana dilin resmiyet kazanması ve Kürtlerin dünyada tanınması için birçok insan yaşamını feda etti.

En Büyük Zulüm Dil Üzerindedir

Resmi tarih her zaman iktidarın eliyle yazılmış ve her zaman tek dil kabul edilmiştir. Yeryüzündeki en eski dillerden biri Kürtçedir. Fakat Kürtçe hiçbir zaman resmi bir dil olmadığı için birçok değerli divan ve yazı da kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Bütün yazarlarımız ve sanatçılarımız bu zulmün farkındaydı. Fakat ne yazık ki Kürt halkının bir olmaması nedeniyle yazarlarımız ve sanatçılarımız da bu zorbalığın önüne geçemedi. Örneğin büyük Xanî 16-17. yüzyılda, "Kürtlere artık bir önder gerekir" der. Fakat ne yazık ki buna kendisi öncülük edememiştir. İnsan Kürt bilginlerinin divanlarına ve eserlerine baktığında, onların Kürtlerin zulüm ve esaretinin ne kadar farkında olduklarını rahatlıkla görür. Bu yüzden Seydayê Cîgerxwîn de, "Eğer bir olmazsak, birer birer gideriz" der. Dil üzerindeki zulüm, insanın sırtında sürekli duran bir hançer gibidir; öldürmez ama huzur içinde yaşamaya da izin vermez.

Bir dönemden sonra, özellikle Türkiye, İran, Irak ve Suriye cumhuriyetleri kurulduktan sonra, Kürtlerin kültür ve dili üzerindeki baskı ve saldırılar belirgin biçimde ortaya çıktı. Edebiyat ve kültür seviyesi ne kadar yükseldiyse, saldırı ve baskı da o kadar büyüdü ve sertleşti. Dikkat edelim: 21. yüzyılda birçok Kürt müziği, kendi kültüründen uzaklaşmış İbrahim Tatlıses ve Mahsun Kırmızıgül gibi kişiler tarafından çalındı ve sanki bu müzik onlarınmış gibi yayıldı. Çünkü Kürtler arasında kayıt ve yayma imkânları azdı, ayrıca sanatlarını Kürtlük adıyla rahatça yayamıyorlardı. Kürtlerden birçok müzik çalındı; bazen farklı sözlerle, bazen de aynı sözler başka bir dille kullanıldı.

Sana Doğru Uçuyorum

Uçuyorum, korkmuş gözlü çocukların saç halkalarını örüyorum.

Seni herkesin ağzında görüyorum,

Temiz ve tatlı.

Uçuyorum, sonsuz bir govend içinde

Kızlara ve gençlere rastlıyorum

Yeşil, kırmızı ve sarıyla süslenmiş.

Uçuyorum, kapının önünde,

Her sokakta atalarla karşılaşıyorum,

Seninle gurur duyanlarla.

Uçuyorum, dağda savruluyorum

Gerillanın heybetiyle ürperiyorum,

Onların gözlerinde, dudaklarında ve göğüslerinde

Seni bütün güzelliklerinle görüyorum.

Ovada, dağda ve yaylalarda uçuyorum

Ve her karşılaşmamda

Bülbül, şelale, gül ve papatyalarla

Seni görüyorum.

Güzel ezgilerle ölüm uykusuna dalıyorum.

Seninle ninni söylüyorum, seninle seviniyorum

Ve seninle ülkemin kalesinde âşık oluyorum.

APOcu Hareketin Mücadelesi Kültür Ve Dil Mücadelesidir

Dil ve kültür mücadelesi, her ulusun en güçlü biçimde yürütmesi gereken en temel mücadeledir. Bugün savaş, dil ve kültür savaşıdır. Eğer bugün Kürtler bütün güçleriyle mücadelenin içindeyse, bu dil ve kültür mücadelesidir. Dikkat edelim: önceki yıllarda Kürtlerin kültürü ve dili neredeyse yok oluşa gidiyordu. Kürtçe konuşmaktan ve şarkı dinlemekten utanılan bir aşamaya gelinmişti. Komşu ülkelerin kültür ve dillerinin etkisi, Kürt halkını böyle zavallı bir duruma sokmuştu. Aynı zamanda Kurdistan'ın birçok yerinde dil yasaklanmıştı. Fakat Önder APO'nun benzersiz mücadelesiyle bu durum bugün belirleyici bir düzeye ulaştı. Artık dilden utanmaktan çok, dile doğru koşu başlamıştır. Bunun yanında bütün dünyada birçok insanın dikkatini çekti ve Kürt dili üzerine araştırmayı onlara dayattı. Birçok araştırmadan sonra, bugün birçok dilde kullanılan pek çok kelimenin de kökünü Kürtçeden aldığı rahatlıkla görülür; telaffuzda değişimler olsa bile.

Ana Sütü; Dil

Seni kıskananlara, seni tanımayanlara söylüyorum. Neyle karşılaştıklarını bilmiyorlar. Seni ezmek istiyorlar, fakat milyonların sevgilisi olduğunu bilmiyorlar. Senin için ne kadar yiğidin çıktığını, altın harflerle ağızlarını ve yüreklerini süsleyip kendilerini sana kurban ettiğini bilmiyorlar. Lehçeleriyle suyu yıkadılar, ölümü öldürdüler, güneşi yaktılar ve havayı boğdular. Solmuş gülleri canlandırdılar, karı dondurdular, güzel günlerin özlemini senin güzelliğinle yediler.

Dilin Can Verenleri

Bu durumun sert biçimde sürdüğü uzun yıllardan sonra tarihsel bir değişim başladı. Bu da artık hiç kimsenin bir Kürdün başkaldıracağını ummadığı birçok isyandan sonra APOcu hareketin ortaya çıkmasıydı. Hareketin en temel amaçlarından biri Kürtçenin tanınması ve eğitim dili olmasıydı. Kuşkusuz o zamana kadar bütün yaşamını Kürtçenin hizmetine koymuş birçok tanınmış ve değerli şahsiyet vardı. Fakat APOcu hareketle bu zirveye çıktı. Qasim Engîn ve Helmet Diyar Xerîb gibi büyük devrimcilerle Kürt dili ve tarihi için büyük bir kıvılcım yükseldi; artık onun önünü almak düşmanın yüreğinde bir sancı oldu. Bugün de iyi bakarsak, Kürt halk önderi her yazı ve söyleşisinde Kürtlerin kültür, dil ve sanatından söz eder. Bugün büyük bir mücadele düzeyine ulaşmış olsak da bu kurtuluş için yeterli değildir. Kültür ve dilimize yönelik eritme ve saldırılar her gün sert biçimde sürüyor. Bu da güçlü bir mücadele yürütmeyi üzerimize daha fazla zorunlu kılıyor.

Bütün acıların ve ıstırapların yanında senin âşığınım

Ağzın ve dudakların tatlılığını senden öğrendim

Her yerde yasaklı

Ama sen silahınla kimseyi öldürmedin

Hiçbir zaman unutulmazsın

Elbette unutturmazsın

Yok mu senin âşıkların

Ezilenlerin rengi ve sesi

Senin âşıkların ölümü öldürecek

Seni canlı, canlı, canlı kılacak