Hoş geldiniz! Sizler için de Kürtçe birkaç ders vereceğiz. Sizler, Sovyetlerden gelen birkaç önde gelen yazarsınız. Sovyetlerin temelinden kalmışsınız, ama sizi ezmişler, birçok yönden gerçeklerden uzaklaştırmışlar. Sizin temeliniz de zayıf!
Halk parçalandı, ülkeden de uzaktır. Gerçekleşen sosyalizmden de en fazla zarar gören, genelde Kürtler, çoğunlukla da Sovyet Kürtleri idi. Kişiliklerinde her yönden zayıflıklar vardır. Siyasetten, devrimden uzak kalmışlar. Sovyetler, güçlü bir temel üzerinde oluştu, ama oluşan insanlar devrimden daha uzaktır. Hatta son dönemlerde sosyalizme en fazla karşıt olanlar oradan çıktılar. Bunun sizin üzerinizde de bir etkisi var, inkâr edemeyiz.
Siz de zayıf insanlarsınız, tercüme edilen kitaplarımızı okuyun. Ben, Kürt kişiliğini kadın kişiliği olarak değerlendiriyorum. Çaresiz, elinden bir şey gelmeyen, tamamen başkalarına bağlı bir kişilik oluşumu var. Bu, bizim için kader değildir. Önemli olan kendimize güveni yaratmaktır. Eğer bizim yaptığımız işleri küçük buluyorsanız, şimdiye kadar sizi ulaştırdığımız yeri görmelisiniz. Aslında bu, büyük bir öncülüktür. Ama siz, nefessizsiniz, sabrınız, nefesiniz güçlü değil. Çok bağlısınız, ama bu gerçekliğinizden neyi çıkarmak gerekiyor? Sizi bazı yönlerden yıkıp bazı yönlerden de yeniden çocuklar gibi yapmaya çalışmak gerekiyor.
Bunun için zaman gerekir. Bizim yürüttüğümüz temelde bir yaşama ulaşmanız gerekiyor. Belki buna sabır ve tahammülünüz olmaz, sıkılabilirsiniz. Ama bu kadar düşmüş, çaresiz bir insanı da keyfine bıraksan ya düşmana hizmet eder ya da sonu bitiştir. Yeni yaşamın öğretilebilmesi için, yıkılışı yapmamız lazım. Ayıp olan, kendimizi yapmamamızdır. Biz her gün kendimizi dakikası dakikasına yapıyoruz. Ayıp değildir!
Çok düşmüş bir halkız, niye bu duruma karşı savaşımımızı yürütmeyeceğiz? Eğer yeriniz iyiyse, kendinizi her yönden tamamlanmış görüyorsanız, size bu gerçekleri çok çarpıcı söylüyorum, bunu kabullenelim. Ama siz de biliyorsunuz ki, her yönden eksiklikleriniz var. Kendinize bakmanız için, ne bir parça ülke, ne bir özgürlük, hatta ne de bir iş var. Böylesine kapalı bir karanlık söz konusu.
Mesele bir aile, aşiret veya birey meselesi değildir. Ondan da öteye, bir halk için yapın. Zaten ben yurtseverim diyen, bir halk için düşünür. Düşünceleriniz küçük olmasın, büyük düşünün. Bir bireye göre değil, bir halka göre, halkın tarihteki yerine göre kendinizi büyük gerçekleştirin. Her şeyden önce tamamen gerçekleri görün. Ondan sonra kendinizi ölüm çizgisinden çıkarmanız mümkün olabilir. Başarıyla kendine bir başlangıç yap ki, içerisinde zafer olduğunu görelim. Bunlar size de gereklidir.
Sizler de Kürtsünüz, Kürtler adına bir şeyler yapmak istiyorsunuz. Ayıp olan kendimizi uzaklaştırma, çaresiz bırakmadır. Bize bakın, ne kadar güçlüklerle zorluklarla yürüyoruz. Ama şimdi kendimizi çare yapıyoruz. İyi biliyorsunuz ki, ben halk için çareyim. Ne kadar eksikliklerim varsa da, günü gününe hal ediyorum. Görüyorsunuz, nasıl yürütüyorum. Yine de bir çocuk coşkusundayım ve bu coşkuyla işlere başlıyorum. Benim yanımda kendini büyük görme, ahım-şahım olma yoktur. Günde belki birkaç doğru şeyi söylerim, sizin gibi bazı insanların üzerinde dururum, onlara bir şeyler veririm. Dillendirmeye, düşüncesini geliştirmeye çalışırım ve yürütürüm.
Biz, özgürlüğü esas aldık. Yirmi seneyi aşkın süredir gece-gündüz işim-gücüm budur. Kimse bana bir şey öğretmedi. Ailem de fazla bir şeyi olmayan bir aileydi. Bana bir şeyler verebilen yoktu. Ben kendimi eğittim. Dil bile bilmiyorduk, öğrendik. Okula gittiğimde ismimi bile yazmayı bilmiyordum, ama şimdi bir gücüz. Sabrımız vardı, kendinizi basit şeylere bağlamadık. İnsanı gerileten eski toplum, eski aile, gelenek ve göreneklerle kendimi kaybetmedim. Düşman üzerimize yürümek istiyordu, kendimizi içinde kaybetmedik. Kendimizi esas aldık, gücümüz oranında konuştuk ve şimdi böyle oldu. Şimdi halk, bizi sayıyor, saygı ve değer veriyor. Daha da ötesi, Kürdistan’da en büyük güç biziz.
Bu kadar güçsüz, zayıf biri nasıl bunları yaptı? Görüyorsunuz, bir devletten daha fazla gücümüz var, hatta padişahtan da fazla halk üzerinde etkimiz var. Tabii dürüst, kendi üzerinde duran biri olursa, her şey oluyor.
Önceleri kimseyi tanımıyordum, uzaktım. Ne kimse beni tanıyordu ne de bana yaklaşıyordu. Hepsi “çocuklarınızı uzaklaştırın” diyordu. Senelerce böyle kaldı. Şimdi çocuk, genç, ihtiyar, hepsi bize bağlıdır. Demek ki siz, önce bir inanç oluşturacaksınız. PKK’nin içine geldiniz, hoş geldiniz ama, artık siz de bir şeyler yapmalısınız. Sizin tarafınızdan da biraz savaşım olmalı.
Biz eski Kürtlüğü gerilik olarak kabul ediyoruz. Ben buradaki arkadaşlara her gün hatırlatıyorum. Zayıftır, madem ki o Kürtlüğü düşman karşısında bu kadar zayıf bırakmışlar değeri yoktur, o zaman atmalıyız. Başaran Kürtlük ne kadar zor da olsa, kendini o temelde yapacaksın. Madem bizi bir ateş yakıyor, o halde akıllı olmalı, haddimizi bilmeliyiz. Sizler de örgüt ve disiplini bilin, sizler de yapabilirsiniz.
Yetmiş yıldır Sovyetlerde kalmışsınız, sizin oranın önderleri olmanız gerekirdi. Biz, faşist TC’nin zulmü altında zaten ölmüştük. Sizlerin bizlerden daha fazla iş yapması gerekirdi. Elinde o kadar imkân var, ama oportünistlik bu fırsatı vermedi, hatta zarar verdi. Bizim de öyle olmamızı istiyorlardı, ama biz direndik. Gelmişsiniz, sizi küçük görmek, ya da ucuz karşılamak istemiyoruz. Kendinizi oldukça yüceleştirmeniz gerekiyor. Mesela ben, biri yanıma geliyor, “ben varım” diyorsa, bir rol vermemiz gerektiğini düşünüyorum.
Küçük ve basit insanı düşman gibi sayıyorum. Yanlış ve bir şey yapamayan insan, benim için aynı düşman gibidir. Benim görüşüme göre, insanın düşüşü, çaresizliği kabul edilemez. Ben kendimi çare yapıyorum ki, çare olasınız. Benim yanımda düşme, ağlama, rica-minnet yoktur. Bana göre bir insan her şey yapabilir. Kürtlerin bu zayıflıkları olmasaydı, şimdiye kadar on devlet yaratmıştık. O sizi büyütenler olmasıydı, ülkede bu çocukları böyle büyütenler olmasaydı, onların düşmüşlüğü, geriliği olmasaydı, şimdi on tane devlet yapmıştık. Anlamıyorlar, çok anlayışsızlar.
Görüyorsunuz ki, düşmandan daha fazla Kürt geriliğine, ahmaklığına karşı savaşıyoruz. Amacımıza ancak böyle ulaşabiliriz. Herkes de bunu kabul ediyor, siz de kabul ediyorsunuz. Sadece sizi değil, tüm insanlığı ileriye götürüyor. Diğer halklardan da dostlar oluşuyor. Bu işiniz, bu çalışmamız yürürse, dünyanın karşımızda durabilmesi mümkün değildir. Benim üslubum nedir, arkadaşlarınki nedir; bütün dünya bunu görüyor.
Buraya gelmişsiniz, burası şehitlerin sahasıdır. Kürdistan burada yeni oluşuyor, kişilikler yeni oluşuyor. Sizin gelişinizde de bunu görüyoruz. İnanıyoruz ki başaracaksınız. PKK’ye katılımınız, PKK ile dostluğunuz bu temeldedir. İnanıyoruz ki bir devre alacaksınız ve başaracaksınız. Daha sonra bunları halka vereceksiniz. Biz halka hizmet ediyoruz. Umarım sizlerin yoluyla halka daha rahat ulaşacağız. Bizimle dostluk yapmalarını istiyoruz. Eğer PKK Önderlik gerçeği üzerinde yoğunlaşırsanız, elinizden her şey gelir.
Birçok halk, ülkelerinden uzak kalmış. Dünyaya bakın, Yahudiler iki bin yıl ülkelerinden ayrı kalmışlar, yine Ermeniler yüz yıldır çıkmışlar. Ama ülkeye en yakın olanlar yine onlardır. Burada bazı yanlış anlayışları, görüşleri üzerinizden atın. Sizlere de ideolojik ve siyasi yönden yeni bir başlangıç olsun. Sizlere de birçok şey verip, beyninizde ve içinizde birçok şeyi yıkıp yeni şeyler yapabiliriz. Sizler de güçlü ve büyük adımlar atın. Bu devrenizde bunları göreceksiniz. Bu temelde hepinize başarılar diliyorum.
Parti Önderliği
12 Temmuz 1994
