Tarihin en eski direnen halklarından biri de Kürt halkıdır. Kürdistan coğrafyası, egemen zihniyetin ortaya çıktığı ilk günden itibaren, kadınların, direnişin içinde olduğu bir coğrafyadır.
Egemen uygarlıklara ve erkek egemenliğine karşı, tarih boyunca en fazla kafa tutanlardan biri de Kürt kadınları olmuştur. Kürt kadınları, kendi aşiretini korumaktan tutalım, egemen sisteme isyana kadar hep öz savunma halindedir. Düşmana esir düşmektense savaşmayı, işgalcilere teslim olmaktansa kendini kayalıklardan atmayı, değerlerine ihanet etmektense sonuna kadar direnmeyi tercih ederek öz savunmasını yapmıştır. Kürt kadınları tarihin her aşamasında bir direniş gücü olmuş, direnişte öncü rol oynamıştır.
Tarihte Kürt halkının; kendini savunma direnişi yazılmadığı gibi Kürt kadınının öz savunma amaçlı olarak tarih boyunca sergilediği direnişler de yazılmamıştır. Kürdistan toprakları soykırım kıskacındayken Kürt kadınları; geleneklerine, kültürüne, diline ve Kürdistani yaşam tarzına sahip çıkarak öz savunmasını yapmıştır. Önder Apo, “bir halkı savunmak” kitabında; “Kürt kadınının geleneksel atikliği, gücü, yiğitliği çok eski bir tarihi gelenekten kaynaklanmaktadır.” Der. Bu tarihi geleneğe bir göz atacak olursak;
Selahattin Eyyubi’nin yeğeni olan, Halep’ te doğup, büyüyen, Moğol ve Haçlı saldırılarında Halep şehrinin yönetimini ele geçiren ve Halep’i savunan Mîrbanû Deyfa Xatûn’ tur. 16 yıl boyunca Halep’i yöneten Deyfa Xatûn, Moğollar’ın, Halep’ e saldırısında Halep ve halkını korumuş, toprağını savunmuştur. Ordusunun başına geçerek, Moğollarla savaşmıştır.
Yine 1919 yılında kurulan ilk Kürt kadın derneği, Kürt Kadınları Teali Cemiyeti’nin başkanı olan Encam Yalmuki Kürt kadınlarının ve halkının özgürlüğü için demokratik eylemlerle çalışmalar yürüterek, öz savunmasını gerçekleştirmiştir.
Cemiyetin İstanbul’ daki açılışında Sultanahmet Meydanı’nda açılış konuşması yapan Encam Yalmuki;
“Hanımefendiler, biz Kürtler, çeşitli kavimleri kardeşleştiren İslamiyet’in ortaya çıkışından, yani asırlardan beri Türk milletinin en sadık bir seveni, en güçlü dostu, en coşkulu bir kardeşiyiz. Bugün bütün milletlerin alın yazıları başka şekiller aldığı ve herkese bir hak verildiği bir zamanda bizlerde kendimizin hakkını istiyoruz, çünkü ortada milyonlarla Kürt var ve büyük bir Kürdistan var. Mukaddes amaçlar uğrunda en ziyade çalışmak isteyenlere ve milletlerine olan sevgilerini göstermiş oldukları fedakârlıklarla ispat edenlere cümlemiz tüm varlığımızla teşekkür borçluyuz. Cemiyetin açılış törenine koşarak gelen muhterem hanımlarımız ve kardeşlerimiz her şekilde destek olacaklarını, Kürtlüğün yükselmesi için ne yapılması lazımsa tereddütsüz yapacaklarına Kürt sözü verdiler. Öteden beri “Kürt sözünden dönmez” cümlesi bir atasözü olmuştu. Ben kanaatlerim ile iman ederek söylüyorum ki; Kürt her şeye söz vermez ama verdiği zaman da sözünden dönmez…” cümleleri, dönemin zorlu koşullarında bile Kürtlerin halklarını savunan Kürt kadınlarının bilinçli duruşuna bir örnektir.
Kürt kadınının direnişinde öz savunma örneklerinden başka biri de Mahabad devriminde en önde yer alan direnişçilerden biri olan Keça Negedeyi adındaki kadın direnişçidir. Yurtsever bir ailede yetişen Keça Negedeyi, Kürt halkının halkları için direnmiş, Mahabad Cumhuriyetinin kurulmasında büyük rol oynamıştır. Bu genç yürek, cesareti ve kabiliyetiyle halkının arasında tanınmış ve ulusal mücadelede kendi payına düşeni yapmıştır. İran rejimi, Qazi Muhammed’i idam ettikten sonra Keça Negedeyi hakkında da idam kararı almıştır. İran zindanlarında işkence ve tacizlere maruz kalan Keça Negedeyi her zaman direnişi tercih etmiştir. İşkence sırasında gözleri kör edilse de direnmekten vazgeçmemiştir. İdam edilen Keça Negedeyi, onurlu Kürt kadınlarının öz savunma mücadelesinde hatırlanacak örnek bir duruş ortaya koymuştur.
Ve Kürt kadın mücadelesinde birçok Kürt şairin, kendi şiirlerinde övdüğü Leyla Kasım da öz savunma mücadelesinin ortaya çıkarttığı duruşun temsilcilerindendir. Kerkük’ te dünyaya gelen Leyla, 1971’ de Bağdat üniversitesinde sosyoloji bölümünü okurken Kürt sorunu ve kadın hakları konularıyla ilgilenmiştir. Baas rejiminin Kürt halkına olan baskılarına karşı bildiriler yazıp dağıtmıştır. Kendi etrafında kadınları eğiterek, Kürt kadınlarının dikkatini çeken demokratik eylemler yapmışlardır. Leyla Kasım ve arkadaşları Demokratik eylemler cevap vermeyince Bağdat havaalanından uçak kaçırarak seslerini geniş kesimlere duyuran eylemler de yapmışlardır. Leyla Kasım ve arkadaşları Cevad Hemevendi, Neriman Fuad Mesti, Hesen Heme Reşid ve Azad Süleyman Miran 1974 yılında, Baas rejimi tarafından yakalanıp, tutuklanmışlardır. İşkenceciler, Leyla Kasım’ a işkence sırasında; “sen kimsin, arkadaşlarının adı nedir?” diye sorduklarında;
“Benim adım Leyla. Bizim ülkemizde insanlar babalarının adıyla tanınırlar yani benim adım Leyla Kasım’ dır. Arkadaşlarım çoktur. Sen hangilerini soruyorsun bilmiyorum. Arkadaşlarım, Cezayir’ de Cemile, Saksonya’ da Clara ve Roza’ dır, sen hangisini soruyorsun.” Der ve işkenceci bağırarak; “Sen nasıl bu yola girdin?” diye sorar. Leyla Kasım; “ben bu yola girmedim, ben zaten bu yolda dünyaya geldim. Ben kadın Kawa’ yım, Amerika’ da Kızılderiliyim, Harlem’ deki zenciyim. Ben uygarlığın mekânı Mezopotamya’yım. Ve ben Leyla Kasım’ ım.” Demiştir. Tarihe damgasını vurmuş olan Leyla Kasım, idam edilmeden önce saçından bir parça keserek annesine gönderir ve 12 Eylül 1974’ de idam edilir. Leyla Kasım, Kürt kadınlarının öz savunma direnişinde ulusal bir kahramanlık örneği göstermiştir.
Rojhılatê Kurdistan’da direnişçi Qedem Xêr ve erkek kılığına girerek İranlılara karşı 500 kadından oluşan ordusuyla savaşan Erdelanlı Şehnaz Xatûn’ da direnişçi Kürt kadınının öncülerindendir.
İşte, dünyaya nam salan Kürt Kadınlarının Özgürlük Hareketi bu evrensel ve ulusal direniş kültürünün mirası üzerinden yükselmiştir.
