Basına ve Kamuoyuna!
30 Mayıs gecesi bir grup arkadaşımız bir yerden bir yere giderken Qeleniyê (Çaldıran Ovasına) bölgesine bağlı Zêvê köyüne yakın bir yerde suyu geçmek istemiştir. Bu geçiş esnasında İran güçlerinin kurduğu pusuya düşmüştür.
Gerillalarımızı fark eden İran güçleri ilk ateşi açmış ve güçlerimizi vurmuştur. Yaşanan bu çatışmada Heqî Karer yoldaşımız şehadete ulaşmış, iki İran askeri de yaralanmıştır.
Hiç kimseye dönük herhangi bir zararı olmayan bir gruba bu biçimde hainane tarzda pusu kurularak arkadaşımızın şehit edilmesi düşündürücüdür. Bu tür davranışlar devam ederse yeniden değerlendirmenin de gündeme geleceği açıktır.
Şehadete ulaşan yoldaşımızın kimlik bilgileri şöyledir:
|
|
Kod Adı: Heqî Karer |
Heqî Karer – Mustafa Şexmus
Efrîn; zeytin ağaçlarının gölgesinde filizlenen bereketli toprakları, dağların eteklerine nakşedilmiş eşsiz güzelliği ve tarihin derinliklerinden bugüne taşınan yurtsever ruhuyla Kurdistan’ın en nadide diyarlarından biridir. Baharın bin bir renkle süslediği vadileri, kadim köyleri ve özgürlüğe sevdalanmış insanlarıyla Efrîn, yalnızca bir coğrafyanın adı değil; direnişin, onurun ve özgür yaşama bağlılığın somutlaşmış halidir. Bu topraklarda büyüyen her nesil, yurduna duyduğu sevgiyi emekle yoğurmuş, fedakârlıkla büyütmüş ve mücadeleyle anlamlandırmıştır. Halkın özgür geleceği uğruna verilen her emek, Efrîn’in direnişçi kimliğini daha da kökleştirmiştir.
Efrîn halkı, tarih boyunca sayısız saldırıyla, ağır kuşatmalarla ve zorlu sınamalarla karşı karşıya kalmıştır. Ancak hangi fırtına koparsa kopsun, özgürlük iradesinden ve onurlu duruşundan taviz vermemiştir. En değerli evlatlarını özgürlük mücadelesinde şehit vermiş, derin acılar yaşamış; buna rağmen diz çökmemiş, boyun eğmemiştir. Direngenliğiyle adını tarihe yazdıran Efrîn halkı, özgürlüğe olan bağlılığını her koşul altında korumuş; toprağına, kültürüne ve mücadele değerlerine sahip çıkarak direniş mirasını kuşaktan kuşağa taşımıştır. Bu nedenle Efrîn, yalnızca doğal güzellikleriyle değil; yiğit evlatlarının fedakârlığı, direnişi ve özgür yaşam uğruna ortaya koyduğu büyük bedellerle de hafızalarda yer edinmiştir.
İşte Heqî yoldaşımız da böylesi bir direniş ve yurtseverlik ikliminde dünyaya geldi. Yiğitliği, direngenliği ve mücadeleci karakteriyle tanınan Efrîn’in bağrında yaşama gözlerini açtı. Heleb’in Şêxmeqsûd mahallesinde, yurtseverlik bilincinin güçlü olduğu bir çevrede büyüdü. Dört yıllık eğitim hayatının ardından ailesinin geçimine katkı sunmak amacıyla çalışma yaşamına atıldı. Daha çocukluk yıllarında Kurdistan Özgürlük Mücadelesi’ni tanıdı; mücadele gerçekliğiyle iç içe büyüdü. Özellikle 1994 yılında şehadete ulaşan amcası Heqî – Abdulrahman Şexmus ile 1996 yılında şehadete ulaşan teyzesi Xemlîn – Ranya Reşîd yoldaşın yaşamı ve duruşu üzerinde derin izler bıraktı. Onların fedai çizgisi, Heqî yoldaşımızın kişiliğinin şekillenmesinde belirleyici oldu. Daha genç yaşlarda onların yolunda yürümeyi, onların izinden giderek devrimci mücadelede yer almayı kendisine amaç edindi.
Ailesinden aldığı güçlü yurtseverlik değerleri, toplumun mücadeleci kültürü ve edindiği ahlaki terbiye, onun kişiliğinin temelini oluşturdu. Mütevazılığı, çalışkanlığı ve insan ilişkilerindeki samimiyetiyle çevresinde sevilen, saygı duyulan ve örnek gösterilen bir genç olarak yetişti.
Rojava Özgürlük Devrimi’nin yarattığı tarihsel sürece tanıklık eden, devrimin özgürleştirici atmosferini soluyan Heqî yoldaşımız, bu büyük dönüşümün yalnızca bir izleyicisi olmayı kabul etmedi. Halkının özgürlük yürüyüşünde aktif bir özne olma kararlılığıyla 2016 yılında devrim saflarına katıldı. Amcası Şehîd Heqî’nin adını alan yoldaşımız, bu ismi yalnızca bir anıyı yaşatmak için değil; direnişin, inancın ve adanmışlığın temsil ettiği değerleri yaşamında somutlaştırmak için benimsedi. Böylece Efrîn’in özgürlüğe sevdalı evlatlarından biri olarak mücadele yoluna çıktı. Halkının yaşadığı acıları, uğradığı haksızlıkları ve özgürlük özlemini yüreğinde taşıyarak mücadeleyi yaşamının temel amacı haline getirdi.
İlk eğitim süreçlerini başarıyla tamamladıktan sonra pratik mücadele alanlarına geçti. Özellikle Şehba hamlesinde ortaya koyduğu cesur duruşuyla dikkat çekti. Katıldığı eylemlerde büyük bir fedakârlık ve kararlılıkla savaştı. Yüksek saldırı ruhuyla yer aldığı bir eylem sırasında yaralandı. Ancak yaşadığı yaralanma onun iradesini zayıflatmadı; aksine mücadeleye olan bağlılığını daha da güçlendirdi. Devrim aşkıyla yaralarını sararak yeniden görevinin başına döndü ve mücadeledeki yerini daha büyük bir kararlılıkla aldı.
Daha sonra yüzünü Kurdistan dağlarına çeviren Heqî yoldaşımız, Şehîd Mahîr Akademileri’nde gerilla taktikleri üzerine kapsamlı eğitimler gördü. Eğitim süreçlerine büyük bir ilgi ve disiplinle yaklaşarak kısa sürede önemli bir gelişim düzeyi yakaladı. Gerilla yaşamının gereklerini derinlemesine kavradı, askeri ve ideolojik anlamda kendisini sürekli geliştirdi. Zamanla eğitim alan bir militan olmaktan çıkarak, yoldaşlarına eğitim verebilecek düzeye ulaştı. Gerillacılığı bir yaşam biçimi olarak ele aldı; büyük bir aşk, merak ve öğrenme isteğiyle kendisini sürekli yeniledi. Mücadele görevlerini başarıyla yerine getirmeyi temel sorumluluk olarak gördü ve tüm enerjisini bu doğrultuda yoğunlaştırdı.
Medya Savunma Alanları’ndaki gerilla pratiğinde yer alarak önceki savaş deneyimlerini dağ gerillacılığının zengin tecrübeleriyle birleştirdi. Mücadelede her geçen gün daha da olgunlaştı ve deneyim kazandı. Yüzünü ve yüreğini daima Bakurê Kurdistan’a dönük tutan Heqî yoldaşımız, uzun süreli ısrarı ve kararlılığı sonucunda Bakur çalışma alanına geçti. Burada yürüttüğü faaliyetlere büyük bir coşku, heyecan ve sorumluluk duygusuyla katıldı. Emek verdi, çaba gösterdi ve bulunduğu her alanda olumlu sonuçların ortaya çıkmasına katkı sundu. İçtenliği, samimiyeti, güçlü yoldaşlığı ve yüksek moral gücüyle çevresindeki herkes üzerinde derin izler bıraktı. İnsan ilişkilerindeki sıcaklığı ve mücadeledeki kararlı duruşuyla tüm yoldaşlarının sevgisini, güvenini ve saygısını kazanmayı başardı.
Halkının, Önderliğinin ve ülkesinin özgürlüğü için görev başında olan Heqî yoldaşımız, 29 Mayıs’ı 30 Mayıs’a bağlayan gece saatlerinde İran güçlerinin kurduğu pusu ve açtığı ateş sonucunda şehadete ulaştı.
3 Haziran 2026
HPG Basın İrtibat Merkezi


