1938'den 1999'a Uzanan Dinar Direnişi!
Berçem (Nuray Oran) 1980 yılında Dersim’in Xozat ilçesine bağlı Türktaner köyüne bağlı Axpar(Akpınar) mezrasında dünyaya geldi. İlköğrenimini burada tamamladı. PKK'ye katılana kadar Axpar ile Hozat arasında sürekli mekik dokudu.
Xozat Dersim’in batı bölgesinde yer alan küçük bir ilçedir. Coğrafyası dağlık, ormanlık kısmi olarak da zozanlıktır. Doğası oldukça güzeldir. Otuz sekiz isyanında önemli direniş merkezlerinden biridir. Halen de Xozat’ın bazı alanları yasak mıntıka kapsamında yer alıyor. Xozat’ın hemen altından geçerek Keban barajına karışan Karamuk suyu, diğer adıyla Xozat deresi ilçeye ayrı bir güzellik katıyor. Karamuk deresi güzelliğinin yanında büyük bir kederi ve acıyı da içinde barındırıyor. Karamuk adeta Xozat insanının tarihsel belleği gibidir. Otuz sekiz katliamında yüzlerce insan bu dereye toplanarak katlediliyor. Katliam sonrası devlet vahşi yüzünü gizlemek için Karamuk deresini yeni kurulan askeri garnizonun sınırları içine alıyor. Karamuk deresi kemikleri birbirine karışmış sayısızca insana mezarlık ediyor. Axpar'a yakın olan Ali Boğazı ve Çaxpar vadileri de Karamukla aynı kaderi paylaşıyor.
Berçem katliamdan sağ kurtulan Geyik ile Hasan adındaki iki isyancının dokuz çocuğunun sonuncularından biridir. Çayan adındaki kardeşiyle ikizdir. Çocuklar zincirinde iki kardeş dokuzuncu ve son halkayı oluşturuyor. Berçem Çayan'dan bir iki saat önce doğuyor. Çayan'ın doğumu biraz sancılı ve zor oluyor. Berçem erken doğuşunu uğurlu olarak değerlendirerek Çayan'a karşı adeta bir avantaja dönüştürüyordu. “Ben senden büyüğüm ve dolayısıyla senin ablan oluyorum, beni dinleyecek ve dikkate alacaksın” diyordu. Bilinçli olarak ablalık havalarına girerek Çayan'ı kızdırıyor, kavgaya çekiyordu. Genellikle birbirine karşı geliştirdikleri güç gösterileri güreş müsabakaları ile sonuca ulaşıyordu. Güreşte genelde kazanan Berçem oluyordu. Her defasında yoğun tezahüratlar altında Çayan'ın belini yere getirmeyi başarıyordu. Çayan yenilgi psikolojisini Berçem'in saçını çekerek bastırmaya çalışıyor, öfkeden kıpkırmızı kesiliyor, Berçem'in hile yaptığını söyleyerek sonucu kabul etmediğini belirtiyordu. Berçem ise kazanan taraf olarak kucaktan kucağa dolaşıyor, yoğun bir ilgi ve sevgi gösterilerine boğuluyordu.
Dersim'e işgal başladığında ve isyan patlak verdiğinde Berçem'in babası kısa bir süre önce evlenmiş, bir çocuk sahibi olmuş genç bir delikanlıdır. Babası yeni doğan çocuğunu, eşini ve çok sayıda aile-akraba çevresini bu katliamda kaybediyor. Babası isyanda direniş cephesinde yer alarak savaşan cesur ve oldukça yiğit bir gençtir. Annesi ise isyan sürecinde henüz küçük bir çocuktur. Ve isyan bastırılana kadar direniş alanlarında saklanarak kendisini koruyan asi, cesur, onuruna çok düşkün bir kadındır. 38 isyanında Berçem'in babası ve annesi çok sayıda katliama tanık oluyorlar. Berçem babasının, annesinin ve yakın çevresinin anlattığı isyan-katliam anılarıyla büyüyor.
Berçem 38 isyanında ninesinin askerilerin elinden kurtularak kaçıp saklandığı yaprakları geniş söğüt ağacını, tepede savaşan babasının gece köye gelerek yakılan köyün enkazından kurtardığı yedi çocuğu götürüp sakladığı mağarayı, düşmanın eline geçmemek için genç kızların kendini attığı Karaburun, Çaxpar uçurumlarını bir ziyaret yeri haline getiriyor. 38 isyanı ve direnişi Berçem’in beyninde ve yüreğinde kabuk tutmayan bir yaraya dönüşüyor, karakterini, yaşam arayışlarını biçimlendiriyor.
Dersim'in direnişçi geleneği Berçem’in kişiliğinde en yalın ifadesini buluyordu. Çok direngen, inatçı, tuttuğunu koparan, mücadeleci, devlete karşı tepkili bir kişilik yapısı vardı. Kişiliğinin en belirgin özellikleri asiliği, hırçınlığı, cesurluğu, özgürlüğe düşkünlüğü ve egemen sisteme olan büyük öfkesiydi.
Kim olursa olsun hiçbir sözün hiçbir yanlış davranışın altında kalmaz, mutlaka bir cevabı olurdu. Baskıya ve tahakküme gelmez, baskı karşısında asla boyun eğmezdi. Kendisine bağırdıkları ve yanlış yaklaştıkları için kaç defa erkek arkadaşlarını dövdüğünü hatırlıyorum. Kafasına yatmadı mı anne-baba dâhil kendisinden yaşça büyük olanların söylediklerini dikkate almaz, doğru bildiğini yapardı. Doğabilecek sonuçları da cesurca karşılardı. Bu anlamda Berçem, büyüklere benzeme günahını hiç bir zaman işlemedi.
Dersim direnişçiliği Berçem’in kişiliğinde en güzel ve en çarpıcı ifadesine kavuşuyordu. Berçem direniş öykülerine çok büyük ilgi duyuyordu. Kendisi Dev-Sol sempatizanıydı. Hangi devrimcinin nerede nasıl direndiğini çok iyi bilir, her defasında sanki yeni duymuş ve kendisi de oradaymış gibi coşarak anlatır, o an gülen gözleri alev gibi tutuşurdu. Devrimcilerin direnişini anlatırken kendinden geçer, tüm benliğiyle o anı yaşardı. Beni en iyi dinleyicilerinden biri olarak tespit etmişti. Fırsat buldu mu hemen yanıma damlar, bıkıp usanmadan saatlerce devrimcilerin eylemlerini ve direnmelerini anlatırdı: Dar bir vadinin içinde devrimciler kuşatmaya alınmışlar, sonra çatışarak kuşatmayı yarmışlar, iki arkadaşları ağır yaralanmış, yaralı arkadaşlarını sırtına alarak çatışa çatışa uzaklaşmışlar. Bir grup ise arkadan düşmanı çembere alarak imha etmiş... Yine bir grup devrimci düşman pususuna düşmüş, yaralı vererek kendilerini bir dereye bırakmışlar, suyun içindeki sazlıkların içine girerek gizlenmişler, aç, susuz, yorgun ve yaralı olarak saatlerce buz gibi suyun içinde beklemişler...
Berçem’in öykülerinde devrimciler hep yiğitçe ve cesurca savaşan, direnen ve düşmana büyük darbeler vuran olağanüstü insanlardı. Çatışmada ve eylemde şehit düşenleri anlatırken de inanılmaz derecede mistik bir hava yaratır, gizem dolu tanrısal bir güçten bahseder gibi sesini esrarengiz kılarak ses tonunu bazen yükseltip bazen de zor duyulur düzeyde düşürerek coşku, özlem, hayranlık, sevgi ve kederle dolup taşardı. Ben o an kendimi unutup onun anlatım gücünde erir, sınırsız hayal denizinde adeta kaybolurdum.
Bir gün ikimiz tarlaya gitmiş fiğ biçiyoruz. Berçem’in çalıştığı yer benden biraz uzaktadır. Yüksek sesle konuşarak sesini bana ulaştırmaya çalışıyor. Bir süre uzaktan konuşup beni izledikten sonra dayanamayarak yanıma geliyor. Yine kocaman ele gözlerinin içi gülüyor. Her zamanki gibi çocuksu gülüşü güzel yüzüne yayılıyor. Yanıma sokularak devrimcilerin direnişini anlatmaya başlıyor. Ben yine savunmasız bir biçimde kendimi onun sihirli gücüne teslim ediyorum.
Nedense Berçem’in anlatım gücü karşısında direncim oldukça zayıftı. Çoğu insana yaptığı gibi beni de söz ve anlatım gücüyle çok çabuk teslim alıyordu. Konuştuğunda, ruhundaki ateş, dilinden çevresine yayılıyor ve insanın savunma direncini kırarak içine alıyordu. Berçem, ruhsal dünyasını çok çarpıcı bir biçimde söz ve beden diline dönüştürüyor ve ondan müthiş bir anlam gücü yaratıyordu. O her konuştuğunda ben içinde bulunduğum zamandan ve mekândan uzaklaşıyordum. Bu defa da aynı şey başıma geliyordu; fiğ biçerken kendimi onun anlatım gücüyle yarattığı zamanın ve mekânın dehlizlerine bırakıyorum. Orağın parmağımı kestiğini fark edemiyorum. Dakikalar sonra kesilen parmağımdan elimdeki fiğ destesine yayılan ve toprağa damlayan kanı gördüğümde o an kendime geliyor ve parmağımın kesildiğini anlıyorum.
Enerjikti. Örgütleme yeteneği çok gelişkindi. Küçükken birkaç dakika içinde çocukları örgütler, arkasına takarak oyun oynamaya giderdi. Spora ilgiliydi. Karma oynanan oyunlarda etkisini hep hissettirir, yeni yeni oyunlar türetirdi. Çoğu zaman ise arkadaşları ile birlikte asker ve devrimci rollerine girerek teatral oyunlar sergilerdi. Komşular çoğu zaman Berçem’in elinden isyan eder, kendi çocuklarını baştan çıkardığını söyleyerek serzenişte bulunurlardı. Oyun oynadığı kadar da çalışır, kendisine düşen işi yapmaktan geri kalmazdı. Ancak yapması gereken işler ile oyunlar arasındaki sıralamayı kendisi nasıl istiyor ve uygun buluyorsa öyle planlar ve yapardı. Tersi yaklaşımları ve dayatmaları kabul etmez ve uygulamazdı. Bu özelliğinden dolayı çoğu zaman kavgalarımız ve gergin tartışmalarımız olur ancak en sonunda yine pes eden ben olurdum.
Kavrayışı çok gelişkindi ve oldukça zekiydi. Sol-sosyalist kaynakları ve Türk sol yayınlarını okur, kadın-erkek herkesle tartışmaya girerdi. Tartışmalarda kişiyi hedeflediği noktaya getirmek için çok sayıda dil değiştirir ve sözcük üretirdi. Tartışmayı tatmin edici bir düzeye getirmeyinceye kadar peşini bırakmazdı. Kırıcı olmamaya büyük özen gösterir, adeta yılanı deliğinden çıkaran bir dil kullanarak karşıdakini etkisiz kılardı. Çoğu zaman insanlar 'bu kızda şeytan tüyü var' derlerdi. Gerçekten insan hem Berçem'e çok kızmak isterdi ama hem de hiç bir biçimde kızamazdı. Doğal, sade, dobra üslubuyla insanda aynı anda hem öfke ve hem de yoğun bir sevgi ve hoşgörü duygusu uyandırır, karşıdakinin refleksini nötrleştirirdi.
Şiire ve edebiyata çok ilgiliydi. Şiir yazardı. Edebi kaynaklar okur, uzaklara dalar gider saatlerce düşünür hayal kurardı. Çok zengin bir hayal dünyası vardı. Bazen öyle hikâyeler anlatırdı ki insanı şaşırtırdı. Bu hikâyeler bir yerlerde okuduğu veya dinlediği hikâyeler değildi, kendi kurgularıydı. Hikâyenin kahramanları öyle sıra dışı özelliklere sahipti ki onları sıradan insan toplulukları içinde bulmak zordu. Berçem özlemini duyduğu yaşamı ve insan tipolojilerini kafasında tamamen netleştirmişti. Hayal dünyasının ürünü olan ve hayal dünyasını süsleyen bu insanlar o kadar özgür, sade, net ve idealdi ki insan dokunmaktan çekinirdi. Kendisi gibi nazlıydı, narindi hayalleri. Konuştuğunda ruhundan ruhuma akan enerji adeta beni bir mıknatıs gibi kendi derinliğine çekerdi. Hayal dünyasındaki sıra dışı insanların somutlaştığı karakterler devrimcilerdi.
Devrimciler dendi mi Berçem'in yaşam akışı tümden değişirdi. Berçem'e göre bu insanlar tümden olağanüstü niteliklere sahip mükemmel insanlardı. Devrimcilerin zayıflıkları-zaafları olamazdı. Onlar hiçbir insanda olmayan meziyetlere sahipti. Kapitalist sisteme, Türk devletine kafa tutan cesur, yiğit, eşsiz yeteneklere ve güzelliğe sahip insanlardı. Bu insanların yanında yer almak onurdu. Kendisi çok fanatik bir Dev-Sol sempatizanıydı. Dev-Sol militanlarının zindan direnişlerini okumuş, duymuş, büyük etkilenmişti. Dev-Sol militanlarıyla çocukluktan itibaren sürekli iç içe oluş da bu ilginin gelişimini büyük oranda belirlemişti.
Türk sol örgütleri üzerine, özellikle de Dev-Sol üzerine kendisiyle yoğun tartışmalarımız ve kavgalarımız oluyordu. Berçem'in ailesinde kadınlar genelde Dev-Sol'a, erkekler ise TİKKO'ya sempati duyuyordu. Ben ise tüm fraksiyonlara hep ihtiyatlı ve mesafeli bir yaklaşım içinde olmuştum. Genel anlamda kendimi devrimci-sosyalist olarak tanımlasam da hiçbir fraksiyona ciddi anlamda bir ilgim gelişmemişti. İlerleyen süreçlerde PKK'nin yayınlarını okuduğumda tercihim netleşecekti. Ben Berçem'i ve arkadaş çevresini PKK'ye çekmeye çalışırken o da beni Dev-Sol'a çekmeye çalışıyordu. Yoğun tartışmalarımız kimi zamanlar küçük kırgınlıklara ve kısa süreli küsmelere kadar gidiyordu. Grup olarak Dev-Sol’a katılma kararlarını duyduğumda öfkem daha bir artmış, Berçem ile aramızda çok gergin bir tartışma olmuştu. Dev-Sol’a katılımlarını engellemek için ben PKK'ye katılımımı hızlandırmıştım. Normalde iki ay sonra katılmayı planlamama rağmen erkene alarak bir hafta sonra gerillaya çıkış yapmıştım. Erken katılımım Berçem'in başını çektiği grubun Dev-Sol’a katılım planını bozmuştu.
Berçem'in PKK üzerine araştırma ve yoğunlaşmaları esas olarak benim katılımım sonrası gelişim gösteriyor. Berçem ile ilişkilerimiz kavgalı ve çatışmalı olduğu kadar içinde derin bir sevgiyi de barındırıyordu. Berçem 12 Temmuz 1995 yılında Xozat'tan PKK'ye katılım sağladı. PKK'yi çok fazla tanımıyordu. Türk solunun geliştirdiği ön yargıların çok yoğun etkisindeydi. PKK'yi milliyetçi, Alevilere ve devrimci hareketlere karşı örgütlenmiş Sünni-bağnaz, devletin güdümünde bir hareket olarak düşünüyordu. Katılmadan biraz okuyup anlamaya çalışsa da kaygıları giderilmiş olmaktan uzaktı. Ancak benim katılımım kafasındaki kuşkulara farklı açıdan değişik kuşkular eklemişti. Ona göre PKK düşündüğü gibi bir örgütse eğer, benim böyle bir örgütü tercih etmemin anlamı neydi? Kendisinin bilmediği farklı şeyler de olamaz mıydı? PKK'yi gelip görmek ve düşündüğü gibi ise beni de ikna ederek götürmeyi planlıyordu.
Berçem'in PKK’ye katıldığı süreç Dersim eyaleti açısından çok zorlu bir süreçti. Şemdin tasfiyeciliğinin eyalet üzerinde çok büyük tahribatları vardı. Kaçışlar ve kayıplar oldukça yoğundu. Moralsizlik genel bir ruh haliydi. İnsana yaklaşımda pragmatik ve bastırmacı tarz çok ön plandaydı. Savaş taktiğindeki başarısızlık her gün yeni yeni kayıplara ve moral çöküntüsüne yol açıyordu. Bu tablo Berçem'in kafasındaki devrimcilik olgusuyla hiçbir biçimde bağdaşmıyordu. Aksine önyargılarını ve kaygılarını besleyen bir faktör oluyordu. Ortama ısınamamıştı. Ciddi bütünleşme sorunları yaşıyordu. Ne kendisi kalmak istiyordu ve ne de benim kalmamı istiyordu. O süreçte kendisiyle çok yoğun tartışmalarım gelişiyordu. Bu durumun geçici olduğunu, bireylerin zayıflıklarının bir sonucu olduğunu, esas PKK'nin bu olmadığını her fırsatta anlatmaya çalışıyordum. O ise ikna olmuyor ve beni götürmek için çabalıyor, sürekli eyalet komutanı ile tartışarak geri dönmem için beni ikna etmesini talep ediyordu. Bu tartışma ve bocalama süreci ayları aldı. Süreçle tartışma ve toplantılarla yaşanan süreçlerin çözümlenmesi, değerlendirilmesi, Önder Apo'nun eyalete dönük eleştiri ve perspektifleri, kısa süreli de olsa gördüğü ideolojik eğitimler, Berçem'de pozitif bir yoğunlaşma ve sorgulama sürecini geliştirdi. Eyaletin düzelme sürecine girmesiyle birlikte yoldaşlık ilişkilerindeki sıcaklığın, paylaşımın güçlenmesi, gerillanın düşman karşısındaki direnişi, geliştirdiği başarılı eylemler, şahadetler, yaralanmalar, gerillanın yaşamın ve doğanın zorlukları karşısındaki direnci, Berçem'in önyargılarını yıkmıştı. Artık beni geri götürme planlarından tümden vazgeçmiş, tam katılma kararı vermişti.
Berçem şehit düşene kadar da hep Dersim eyaletinde kaldı. Burada gerillacılık yaptı. Manga ve takım komutanı düzeyinde görev aldı. Her zaman başarılı bir gerilla ve komutan oldu. Berçem hep ve her zaman dürüstlüğü, emekçiliği, duygusallığı, sadeliği, zekiliği, cesareti, inatçılığı, asiliği, ikna kabiliyeti, empati kurma yeteneği ile tanındı ve hep öyle de anıldı.
Berçem'in yaşam içerisindeki coşkusu hiçbir zaman eksik olmadı. Çok bulaşıcı bir coşkusu vardı. İnsana, yaşama, doğaya karşı çok duyarlı ve ilgiliydi. Birini yersiz yere üzmüş olsa günlerce onun etkisinden kurtulmaz, derin rahatsızlığını yaşar, dayanamaz gidip ilgili kişiyle tartışır, anlamaya ve kendisini anlatmaya çalışırdı.
Düşmana karşı ise oldukça radikal ve sertti. Her gittiği eylemde mutlaka çok belirleyici bir rol oynardı. Eylemlerde çok atik, cesur ve korkusuzdu. Kendine güveni ve cesareti arkadaşlarında büyük bir ilgi ve hayranlık yaratıyordu: Gittiği bir eylemde kendisi savunmadadır. Saldırı grubu rolünü oynamayıp görüntü verip geri çekilince, Berçem savunma mevziisini bırakarak saldırıya geçer. Diğer arkadaşları da arkasından gitmek zorunda kalır ve ısrarlı bir biçimde düşman tepesine yüklenerek mevzileri düşürürler.
Yaşamın zorlukları karşısında direnci güçlü ve iradesi keskindi. Fiziki rahatsızlıklarını ve zorlanmalarını hiçbir zaman engel yapmazdı. Zorlukları ve engelleri aşma iddiasında örnek bir kişilikti.
Ata binmeyi çok severdi. Ata bindi mi Berçem'i zapt etmek mümkün değildi. Berçem ata bindi mi adeta kanatlanıp uçtuğu duygusuna kapılırdınız. Bir gün yine kendisi gibi asi bir ata binip dörtnala koşturuyor. Bir an dengesini sağlamayıp attan düşüyor. Ayağı burkuluyor, kolu ve kaburgaları inciniyor. O durumda bile kalkıp atın arkasına veriyor, atı yakalayıp tekrardan binmeyi düşünüyor. Ayağı şişiyor, ayakkabıya giremez duruma geliyor, ayağına kefiye bağlayarak operasyon içinde günlerce yol yürüyor.
Yanlış, yersiz, haksız, tartışmalara, değerlendirmelere ve eleştirilere karşı oldukça tahammülsüzdü. Çok derin bir adalet duygusu vardı. İnsanların gereksiz ve haksız yere suçlanmasına ve yargılanmasına şiddetle karşı çıkıyor, o insanı savunmak için elinden geleni ardına koymuyordu. Bir gün bir toplantıda bazı sorunlar ve anlayışlar tartışılıyor. Haksız bazı suçlama ve iddialar geliştiriliyor. Eleştirip değerlendirmesine rağmen pek değişen bir şey olmuyor. Bu defa silahını alıp toplantıdan çıkıyor. Koşarak toplantı yerinden uzaklaşıyor ve ilerde bir yerde havaya ateş etmeye başlıyor. Herkes şaşkın ve panik içinde hareketleniyor. Kendisine zarar verdiğini düşünerek arkadaşları endişeyle yanına gidiyorlar. Yanına ulaştıklarında Berçem'in oturduğunu ve derin derin düşündüğünü görüyorlar. “Ne yapıyorsun?” diye soruyorlar. O ise ''Anlayışlara kurşun sıkıyorum'' diyor.
Berçem ile 1996 yılını 1997 yılına bağlayan kış, Ali Boğaz'ında birlikteydik. Kış eğitim sürecini birlikte geçirdik. Bahara birlikte hazırlandık. Daha da büyümüş, olgunlaşmış, gelişmiş ve güzelleşmişti. Bahara doğru Ali Boğaz'ında üç çatışmaya girdik. Çatışmalarda çok etkili bir rol oynadı. Savaşın gerekliliğini çok iyi biliyordu. Çok iyi savaşıyordu ancak savaşı sevmiyordu. Savaşması gerektiğine inandığı için tereddüt de yaşamıyordu. Berçem savaş ve düşman bilincine yabancı değildi. 38 Dersim işgali ve isyanı onda düşman bilincini derinliğine biçimlendirmişti. Savaşmadan özgür yaşamı kurmanın mümkün olmadığını çok iyi biliyordu. Savaşın gerekliliği, gereksizliği ve acımasızlığı üzerine kendisiyle bazı tartışmalarımız gelişiyordu. Her konuşma arasında bilge bir kadın edasıyla hayalini kurduğu yaşamın savaşsız olmayacağını belirtiyor, umut ve kederin sindiği buruk ama sevecen gülüşüyle beni tartışmanın ağır atmosferinden uzaklaştırmaya çalışıyordu.
1997 Martında bir taburluk güç Ali Boğazı’nın Bozanlar mıntıkasında tank pususuna düştüğünde Berçem, metreleri bulan karın, üzerlerine yağmur gibi yağan mermilerin ve yanlarında patlayan bombaların arasından karı yararak yoldaşlarını kuşatmadan çıkarmaya çalışıyordu. Bu zor günde Berçem'in arazi hâkimiyeti, direnci ve sağduyusu yoldaşlarına kılavuz olmuş, 19 yoldaşın kurtulmasında belirleyici bir rol oynamıştı.
Yıl 1999'dur. Önder Apo uluslararası komplo sonucu yakalanarak Türkiye'ye teslim ediliyor. Her yerde 'Güneşimizi Karartamazsınız' şiarıyla yoğun eylemlikler gelişiyor. Çok sayıda insan kendisini yakıyor, bomba yapıp patlatıyor. Yüzlerce gerilladan fedai eylem önerileri gelişiyor. Ülkenin her yerinde peş peşe intikam eylemleri yapılıyor. Dersim Çiçekli karakol eylemi de tam da böyle bir süreçte ve bu amaçla planlanıyor. Eylem uluslararası komploya bir yanıttır.
Çiçekli karakolu, Dersim merkeze bağlı Çiçekli köyünün yanında kurulmuş çok sağlam ve donanımlı bir karakoldur. Karakol ismini Çiçekli köyünden alıyor. Alana yönelik operasyonlarda ilk güç takviyesi bu karakola yapılıyor. Karakol alanın önemli bir kısmını kontrole almakla birlikte operasyon gücünün toplanıp dağıldığı merkezi bir yer olma rolü de oynuyor. Eylem planı karakola gelecek askeri konvoya yöneliktir. Eyleme bir bölüklük gerilla gücü katılıyor.
Dersim'den karakola gelen yola pusu atılacak, gecenin ilerleyen saatlerinde gelecek olan askeri konvoy vurulacak ve gerilla gücü hızla geri çekilip alandan ayrılacaktır. Bu temelde gerilla bölüğü geceden pusu yerine ulaşır ve mevzilenir. Askeri konvoy beklenen saatte gelmez, şafak sökmek üzereyken gelir. Konvoy planlandığı biçimde saatinde gelmemesine rağmen şafağa kadar beklenir ve konvoy vurulur. Düşmanın çok sayıda kaybı olur. Birçok araç gerillalar tarafından tümden imha edilir. Gerillalar kayıp vermeden sağlam geri çekilme yapar. Ancak düşman eylem ardından havanın da aydınlanmasını fırsat bilerek yakın tepelerin hepsine helikopterlerle indirmeler yapar. Dersim merkezden çıkardığı binlerce askerle alanı tutar. Kobralarla geri çekilme hattını havadan çok yoğun tarar. Kobra saldırısında birkaç gerilla şehit düşer, Berçem ve eylemin başında giden Batı Dersim bölge komutanı Faik yaralanır. Faik iç kanama geçirir. Arkadaşlarının yardımıyla ikisi mağaraya benzer bir taşın altına taşınır. Kobra ve havan saldırısı aralıksız devam eder. Karadan da düşman kuşatmayı daraltarak alanı şiddetli bir biçimde vurur.
Kaya altına çekilen grup bulunduğu yerde akşama kadar çatışır ve direnir. Cephaneleri de tükenmek üzeredir. Gruptan şahadetler yaşanır ve yaralanmalar olur. Havanın kararmasıyla birlikte Faik kendisinin kesin şehit düşeceğini söyleyerek gruba kendisine bir bomba bırakıp alandan hızla uzaklaşmaları gerektiğini söyler. Yoğun tartışmalar ve inatlaşmalar sonucu grubu ikna eder ancak Berçem'i ikna edemez. Berçem diretir. “Ya hepimiz birlikte gideriz ya da ben de kalırım” der ve kalır. Yoğun çaba gösterilmesine rağmen hiç kimse Berçem'i götürmeye ikna edemez. Grup ayrıldıktan sonra da çatışma devam eder. Düşman ilerleyen saatlerde mağarayı tümden kuşatır ve şiddetli bir biçimde saldırır. Berçem ve Faik yaralı ele geçmemek için bombaları kendilerinde patlatırlar.
Berçem Dersim merkeze bağlı Dinar vadisinde 16 Nisan 1999 yılında 14 yoldaşıyla birlikte şehitler kervanına katılır.
Dinar 38 isyanında temel direniş yerlerinden biridir. Bu vadide yüzlerce insan düşmana karşı savaşmış, direnmiş ve onurlu bir biçimde şahadete ulaşmıştır. Dinar Dersim insanının onur sembolüdür. Berçem'in ve yoldaşlarının direnişi Dersim'in direniş geleneğine yeni bir aşıdır.
Her yılın nisanında gayri ihtiyari Berçem ile konuşurum. Berçem ve Nisan benim yüreğimde bütünleşen iki hakikattir. Nisan geldiğinde benim duygu dünyam tümden değişir. Nisan'da Berçem'i görür, Berçem'le kucaklaşır ve Berçem'le yüreğimin büyük özlemlerini paylaşırım. Benim yüreğimde, beynimde ve gözümde Nisan tümden Berçem, Berçem ise Nisan olur. Patlayan tomurcuklarda Berçem'i hissederim! Topraktan fışkıran yeşilde Berçem’i hissederim! Nazlı nazlı başını kaldıran çiçekte Berçem’i hissederim! Esen Nisan kokulu rüzgârda Berçem’i hissederim! Köpük köpük akan sularda Berçem’i hissederim! Yoğunlaşan kuş cıvıltılarında Berçem'in tatlı sesinin yansımasını hissederim! Nisan'da, gözüme- gönlüme dokunan her şeyde Berçem' den gelebilecek selamın izlerini sürerim!
Nisan doğayı uykusundan uyandırmanın, yeniden diriltmenin neşesini ve coşkusunu sınırsızca yaşar. Tıpkı özgür yaşam coşkusuyla dolup taşan Berçem gibi! Nisan toprağı usulca uykusundan uyandırır, yeşile, sarıya, kırmızıya, mora, pembeye, eflatuna ve daha değişik bin bir çeşit renge boğar. Tıpkı Berçem'in bitimsiz rengârenk hayal dünyası gibi! Nisan doğanın özgürlük akıtan en diri yüzüdür. Tıpkı Berçem'in Dersim'e özgürlük akıtan yüreği gibi!
Bilincimin ve yüreğimin derinliğinde Nisan ve Berçem o kadar mükemmel bir bütünlük oluşturur ki bu metafora karışmaktan kendimi alıkoyamam.
Berçem Dersim'in, Berçem Kürdistan'ın direniş çiçeklerinden biridir. Berçem'in ve yoldaşlarının direnişiyle Dersim, bir adım daha özüne yakınlaştı. Bir adım daha özgürlüğe yaklaştı. Berçem ve yoldaşları, 99'dan 38'in direnişçi gerçeğine uzanan onurdan birer köprü oldular. ''Güneşimizi Karartamazsınız'' diyerek Önder Apo'nun aydınlığında ölüme gülerek gittiler, ölümsüzleştiler. Dersim, ölümsüzleşenlerin aydınlığında direnişi ve özgürlüğü daha gür haykırmaya başladı.
Kod Adı: Berçem Hozat
Adı Soyadı: Nuray Oran
Doğum Tarihi-Yeri: 1980 Dersim Hozat Türktaner Köyü Akpınar Mezrası
Anne Adı: Geyik
Baba Adı: Hasan
Katılım Tarihi-Yeri: 1995 Dersim
Kaldığı Alanlar: Dersim
Şehadet Tarihi-Yeri: 16 Nisan 1998 Dersim Çiçekli karakol eyleminde
Besê Şîmal
