HPG

Kurdistan Halk Savunma Güçleri

Doğduğu topraklarda büyüdü, ülkesindeki özgürlük ve direniş mücadelesine tanıklık etti, anavatanı olan Kurdistan için dağların zirvesinde kendi hikayesinin kahramanı olarak tarihe imzasını, yoldaşlarının kalbine ise adını yazdı YJA-Star gerillası Dilzar Rêber Andok…

“Her fidan kendi kökleri üzerinde yeşerir.” Büyüklerimizden öğrendiğimiz bu güzel ve anlam söz, özgürlük mücadelesinde aydınlatıcı bir rol oynamaktadır. Her isyanın ya da her kahramanın kendine has bir sözü vardır. Sözü öze çevirerek pratikleşen kahramanların ardılları… hiçbir zaman eksilmez. Öncüleri öncü yapan özlü düşünceleri ve ilkeleridir. Damarlarında akan kan Dicle, Fırat, Munzur nehridir. Bakışları Gabar-Zap ve Xakûrkê kadar asidir. Göz yaşları aşk, yaşam ve özgürlüğün yarattığı duygudur. Düştüğü yeri yakar, kül eder. Kalemleri; intikam acısının yarattığı duygu kadar yürek yakıcıdır, özgürlük kahkahası kadar umut vericidir. Okudukça, dinledikçe sonu gelmeyen bir hayale kapılıp gidersin… Kendini tanırsın, aşkın ve hevalliğin ne olduğunu öğrenirsin.

Sonu gelmeyen bir romanın orta yerindeyiz. Düşüncesi, ruhu, yoldaşlığı ve kahramanı eksilmeyen bir roman bu. Adı ‘Apo Klanı’ olan bu romanın bir parçası olan Rojbîn Sönmez, Apocu adıyla Dilzar Rêber Andok ise cesaretli, emekçi ve AN’ı an da yaşayan bir YJA-Star gerillasıdır.   

“Hayalleriyle Bütünleşen Bir Kişilik”

Aslen Licêli olan Gerilla Dilzar Rêber Andok, Kurdistan’ın başkenti Amed’de dünyaya gelir. 90’ lar döneminde işgalci Türk devleti Kuzey Kurdistan’da Kürt halkına dönük büyük bir saldırı konsepti başlatmıştı. Heri yeri yakıp-kavurmuştu. Binlerce köy yakılıp, yüzbinlerce insan öz topraklarından göç etmek zorunda kalmıştı. Dilzar Rêber’in ailesi de bu saldırılardan payını alarak Amed’de yaşamaya başlamıştı.

Gerilla Dilzar aile ve çevresinin yurtsever kültürü ile büyür. Yıllar geçtikçe devrimci yaşamı özümsemeye başlar. Kendi penceresinden baktığı hayatın yanlış ilerlediğini ve buna karşı tutum alınması gerektiğini düşünür. Özellikle Kürt halkına yönelik yaklaşımların ne kadar adaletsiz ve ezici olduğuna şahitlik eder. Okuduğu sistem okulunu bırakarak anlamlı bir mücadeleye adanır. Bir kadın olarak mücadelenin daha aktif yürütülmesi gerektiğine inanarak birim çalışmalarına dahil olur ve savaşını daha da azimle yürütür. Kurdistan’da yaşanan gerilla savaşından büyük bir haz alarak gerilla olmanın hayalini kurar. Büyük Kobanê direnişini takip ederken yaşanan bir çatışmada kuzeninin şehadetinden etkilenerek, 2015’te gerilla saflarına katılma kararı alır ve anlamlı hikayesinin adını yavaş yavaş yazmaya başlar.

“İlk Gerilla Durağı: Amed Eyaleti”

Katılım coşkusu ve heyecanıyla harekete geçen gerilla Dilzar Rêber, ilk soluğunu Amed Eyaleti’nde alır. Amed sürecindeki ilk gerillacılık günlerini yaşayan Gerilla Dilzar, o günlere dair yaptığı bir röportajında şunları dile getirir; “Yeni savaşçı eğitimini Amed’de gördüğüm ilk günün sabahında arkadaşların “ROJBAŞ HEVAL” demesi ve daha sonra yaşamda “YOLDAŞLIĞIN” ne kadar güçlü olduğu, dikkatimi çeken başlıklar olmuştu. Özellikle ‘rojbaş’ kelimesi adeta beni büyülemişti. Diğer yaşadığım bir duygu ise doğduğum topraklar üzerinde ilk gerillacılık günlerini yaşamam olmuştu. Hayalimi gerçekleştirmiştim ve yaşadığım bu duyguyu bir nevi anlatamayacak kadar heyecanlıydım.”

Gerilla Dilzar Rêber Andok, 1999 yılında gerillaya katılan amcası Şehîd Rêber’den etkilenerek büyümüş ve bu nedenle amcasının adını alıp Amed’ in Apê Musa bölgesinde gerillacılık yaparak, düşmandan intikam almaya odaklanır. Gördüğü eğitimin ardından pratiğe geçerek yaşama nasıl sahip çıkılması, mücadelenin nasıl büyütülmesi, askeri anlamda taktik zenginliğin nasıl geliştirilmesi konusunda derin sorgulamalar yaşar. Amed’in uzun ve kıvrımlı patikalarında günlerce yürüyerek bir yandan yaşamın ve özgürlüğün tadını alır, diğer yandan gerillacılığın gerekliliklerini yerine getirmek için zafere kilitlenir. Attığı her adımın ve merminin, dudağından çıkan her bir kelimenin ve cümlenin ağırlığındadır ve bunu hissederek, Önder Apo’ya, ölümsüz şehitlere ve yurtsever halkına söz verir. Böylelikle sözün özü olan hikayesi Amed’de başlar…

“Mexmûr-Kerkuk Bölgesine Doğru…”

Amed’deki pratiğini zaferle taçlandıran dönemin devrimci gerillası Dilzar, daha sonra ihtiyaç temelinde Medya Savunma Alanlarına geçer. Burada da bir yetkinlik kazanma söz konusu olunca DAİŞ çetelerine karşı büyük bir öfke duyarak arayışlara girer. Özellikle Şengal alanında DAİŞ’in vahşi katliamlarına, Êzîdi kadınlarının pazarlarda satılmasına tüm dünya şahitlik ederek kör-sağır-dilsizi oynar. Bu durum Gerilla Dilzar’ı büyük bir yoğunlaşmaya sevk eder. Bu nedenle DAİŞ’e karşı öfkesini bileyen Dilzar öneride bulunarak, DAİŞ’e karşı mücadele alanlarına geçmek ister. Bu önerisi kabul edilince büyük bir istekle Mexmûr-Kerkûk Bölgesine geçer.

Bölge halkını korumak için DAİŞ çetelerine karşı büyük bir çaba sarf eden gerilla Dilzar, intikam arayışlarına girer. Böylesi vahşi bir ordunun yok edilmesi ve ülkemizden silinip-süpürülmesi için yoldaşlarıyla birlikte gece-gündüz demeden büyük bir cesaretle yıllarca nöbet tutar. DAİŞ çetelerinin yanı sıra Türk devletinin İHA ve SİHA’sına karşı da mücadele eder. Dilzar karşısındaki düşmanın ne kadar gaddar ve işbirlikçi olduğunun farkındadır ve bu nedenle gereken bütün tedbirleri alır ve mücadelenin gerekliliklerine göre hareket eder. Bölge halkı, Dilzar’ı çok sever, gerilla Dilzar’da bu sevgiye karşı amansız mücadelenin en büyük cevap olacağını hissederek katılım sergiler.

“Xakûrkê Ve O’nun En Emsalsiz Gerillası”

Zorlu ve çetin geçen Mexmûr-Kerkûk sürecini tamamlayan Dilzar Rêber Andok, yıllardır özlem duyduğu, hasretle beklediği dağlara döner. Türk devletine karşı destansı direnişlerin sahibi olan Xakûrkê alanına geçen Dilzar, yaşadığı mutluluğa kapılır. Gerilla Dilzar’ın daha önce de birçok defa düzenlemesi olmuştur ancak bu defa bu düzenlemeden büyük bir haz alır. Bu düzenleme kendisini rahat ve özgür hissettirir. Büyük Komutan Bêrîtan Hêvî’nin (Gülnaz Karataş) Xakûrkê’ de düşmana ve ihanete karşı göstermiş olduğu direnişi daha önce de duymuştur ve bu nedenle günlerce hatta yıllarca Xakûrkê’de gerillacılık yapmanın sevincini yaşar.

Yoğun savaş süreciyle karşı karşıya gelen Dilzar Andok, yoldaşlarıyla birlikte destansı günler yaşar. Bir gün bile bu zorlu günleri aldırmadan düşmanı yok etmenin duygusunu, inancını ve kararlılığını 24 saat hisseder. Birçok eylem hazırlığında bulunur, hareketli timlerde yer alır, savaş tünellerinin geliştirilmesinde büyük bir emek verir. Birçok şehit yoldaşıyla birlikte kahkahalı güzel günlere sahip olur. Asla unutamayacağı anıları yaşayarak, PKK yaşamını özümser.

“Doğuşların Mevsimi: İlkbahar”

Gerilla topraktır, sudur, doğadır. İlkbahar mevsimiyle kendini yeniden yeşermiş gibi hisseder. Kış ayazında genellikle durağan olan gerilla, İlkbahar mevsiminde daha hareketlidir. İlkbahar mevsiminin anlamı farklı bir duygudur gerilla için. Gerilla Dilzar Rêber yıllardır gerillacılık yaptığı dağlarda dikkatini çeken duygularını şu sözlerle dile getirir; “İlkbahar’da dünyaya geldim, İlkbahar’da gerilla saflarına katıldım, Gerillacılık serüvenimde her zaman İlkbahar’ın pratik yaptım. Bir nevi iki anlamlı doğuşum da İlkbahar’da gerçekleşti. En güzel duyguları İlkbahar’da yaşadım, en güzel haberleri İlkbahar’da duydum. İlkbahar hem benim için hem de diğer arkadaşlar için farklı bir duygudur.”

“Amed’den Qendil’e Emsalsiz Bir Serüven”

Xakûrkê’nin yoğun savaş sürecinde yıllarca emek veren, cesaretle katılım sergileyen gerilla Dilzar Rêber Andok’ un düzenlemesi bu defa Qendil Alanına olur. Xakûrkê’den Qendil’e geçen Dilzar, büyük bir mutlulukla hemen alanın tarzına ayak uydurur. Gittiği her yerde büyük bir sevgiyle karşılaşan Dilzar, bu sevgiyi hissedince sorumluluklarına ve görevlerine daha çok sahip çıkmaya çalışır. Eğitimde yoldaşlarına yoldaş olmayı bilip, bildiklerini paylaşan bir karakter sahibi olmanın çabası içerisindedir. Herkes ise O’nu emekçi ve mütevazi bir yoldaş olarak bilip kalbine yazar.

Gerilla Dilzar Rêber, 31 Ekim 2025 günü talihsiz bir kaza sonucu şehadete ulaşır. Her bir gerillayı şok eden bu durumu kimse hazmedemez. Herkes üzülür ama üzgünlüğünü mücadeleye çevirerek, Şehîd Dilzar’ın hayallerini ve umutlarını yerine getirmek için mücadeleye odaklanır.

Kararlı ve emekçiliği ile tanınan PAJK gerillası Şehîd Dilzar Rêber, Amed’den Qendil’e kadar büyük bir çabanın, mücadelenin ve yoldaşlığın sahibi olur. Herkese umut, gülüş ve gamze olan kişiliğini elde eder. Herkesin kalbinde yer edinmeyi başaran yaşam komutanı Dilzar, mütevaziliği, özlü kişiliği ve disiplinli karakteri ile örnek bir Apocu militan olur. Her bir gerillanın dilinde, yüreğinde ve günlüğünde yer alır.